RİZE AYDER YAYLA RESİMLERİ

 

Verçenik Dağı / Rize

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                           

HAYATA DAİR

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,
soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup,
mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
dağlara dönmeli yüzünü insan.

Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli yüreğini ferahlatacak;
yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak...

Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
gerçekleştirmeyi denemeli!

Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını;
zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da,
O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.

Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;

küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin,
bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar,
yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!

Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
değerli olabilmeli hayat!

İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!

Başkasının yerine koyabilmeli kendini;

ağlayan birine
'gül',

inleyen birine
'sus'
dememeli!

Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
sevgisiz, soysuz kalarak!

Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...

Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir,
seher yeli okşamalı saçlarını...

Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna;
fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!

Bir çocuğun ilk adımlarında umudu;
bir gencin düşlerinde geleceği;
bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!

Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi,
mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için;

Çünkü; hiç düşmemişsen,
el vermezsin kimseye kalkması için,

hiç çaresiz kalmamışsan,
dermanı olamazsın dertlerin;

ağlamayı bilmiyorsan,
neşesizdir kahkahaların;

merhaba dememişsen,
anlamsızdır elvedaların...

Ne, herkesi düşünmekten kendini,
ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!

Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın;
hep vermek ya da hep almak için...

Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!

Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...

Hafızası olmalı insanın;
hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!

Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!

Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!

Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,
hakkını verebilsin sevdiklerinin;
zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için...

Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
ama,

herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli
insan!

Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...

Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı!


 

 

 

Yorum Yaz